1 results listed
Bu çalışma, daha müreffeh bir hayat yaşama gayesiyle sınırsız üretim ve tüketim faaliyetlerinin çevre tahribatı yoluyla tam aksi yönde etki yapıp yapmadığının ortaya konulması ve eğer anlamlı bir ilişki varsa, çevresel vergilerin bu durumda etkili bir çözüm olup olmadığı hakkında çıkarımda bulunmak amacıyla yapılmıştır.
Çalışmanın problemi genelde çevresel bozulma, özelde de emisyondur. Öncelikle çevre ekonomisi başlığı altında çevre ile ekonomi arasındaki ilişki ortaya konulmaya çalışılmış, sonrasında analizimize hazırlık olması mahiyetinde emisyon, çevresel vergiler, GSYİH, kişi başına düşen milli gelir hakkında bilgi verilmiştir. İktisadi büyüme süreciyle çevresel bozulma arasındaki etkileşimi açıklarken Çevresel Kuznet Eğrisi(ÇKE) ve Kirlilik Sığınağı Hipotezi’nden faydalanılmıştır. Türkiye’nin de ÇKE ile uyumlu olduğu ve milli geliri reel olarak 4090 dolardan sonra çevreye verilen zararların azalacağı tespit edilmiştir. Ayrıca milli gelir hesaplamalarında da çevresel maliyetlerin hesaba katılması zaruretine değinilecektir. Çevresel bozulmayla çevre vergileri arasındaki ilişkiyi de çevresel vergi gelirlerini toplam vergi gelirlerine oranlayarak ortaya koymaya çalışılmıştır.
Nitel analizlerimize temel teşkil edecek veriler Avrupa Çevre Ajansı, Avrupa Komisyonu ve Dünya Bankası’nın internet sitelerinden elde edilmiş, AB ve OECD ülkelerinin iktisadi büyüme, çevresel vergi ve emisyon hacimlerine ilişkin veriler arasındaki ilişki gözlemlenmeye çalışılmıştır. Buna göre; iktisadi büyüme, farklı gelişmişlik düzeylerine göre ülkeden ülkeye farklı çevre tahribatı sonuçları vermektedir. Çevresel vergilerin etkin bir şekilde vergi sistemlerinde bulunan ülkelerde ise, emisyon hacimlerinin daha az olması beklenmektedir.
Önlem mahiyetinde söylenebilecekler ise; çevresel sorunlar sınır aşan boyutlarda etkiler gösterebildiğinden işbirliği yöntemlerine ve global ölçekte faaliyette bulunacak yeni kurumların oluşturulmasına veya mevcut global kurumların güçlendirilmesine, yeni finansman kaynaklarına ihtiyaç vardır. Nüfus artışının ise, hem olumlu hem de olumsuz etkileri olabilir. Olumsuz etkilerini asgari şekilde atlatabilmek için hızlı iktisadi büyüme önerilebilir.
Çevre vergileriyle sera gazı emisyonlarının azaltılmasına gayret edilmelidir. Ekolojik Vergi Reformu yaklaşımı ile sermaye ve işgücü üzerindeki vergiler, çevreye zararlı iktisadi faaliyetler üzerine kaydırılmalıdır. Böylece, ülkeler hem çevreyi koruma amacıyla çevreye zararlı faaliyet düzeyinin azaltılmasına yönelirken, aynı zamanda iktisadi büyümenin önünde engel olarak kabul edilebilecek işgücü ve sermaye üzerindeki vergileri azaltarak iktisadi büyümeyi teşvik etmiş olacaklar.
Tuketim Toplumu ve Cevre Sempozyumu
TTCS
Hakan Akar